HACI BEKTAŞ VELİ

 

        Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur” diyen Hacı Bektaş Veli, öğretisinin temel ilkelerini içeren bu anlamlı dizeleriyle sadece o döneme değil, günümüzün insanına da önemli mesajlar vermektedir. 

        “Sen  seni  bilirsen  yüzün  Hüdâ’dır;  sen  seni  bilmezsen,  Hak  senden  cüdâdır!...”  diyen  Hacı Bektaş  Veli,  her  şeyi  insanda  arayan,  Hakk’ı  kendi  özünde,  kendi  özünü  Hakk’ta  bulan  bir  hakikat insanı  (Mürşid-i  Kâmil);  bilimi  ve  sanatı  kendisine  rehber  kılan  bir  düşünürdü. 

         12.-13. yüzyılın savaş ve kargaşa ortamında, barışın ve mazlumun simgesi olan bir güvercin donuyla Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş Veli, savaş yerine barışı, düşmanlık yerine dostluğu, kin yerine sevgiyi ve hoşgörüyü temel ilke edinen bir düşünceyle farklı dillerden, farklı kökenlerden ve kültürlerden gelen insanları bir çatı altında toplayan; ceylanla arslanı (zayıf ve güçlüyü) dost olarak kucaklayan bir halk önderiydi.

         “Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız!”  diyen Hacı Bektaş Veli, bu evrensel düşüncelerden ve Anadolu’nun yaşam gerçeğinden (sosyal, siyasal, ekonomik, etnik ve dinsel yapısından) yola çıkarak, Alevi inancına mensup diğer Anadolu ve Horasan erenleriyle, farklı çevrelerle; Anadolu Gazileri, Anadolu Ahileri, Anadolu Abdalları ve Anadolu Bacıları gibi teşkilâtlarla birlikte Anadolu’da yeni bir akım geliştirmiştir. Uygarlıklar hazinesi Anadolu’nun o zengin kültür mozaiğini bozmadan, parçalamadan farklı öğeleriyle, sevgi ve hoşgörü temelinde bir araya getirdiği ve tasavvufla birleştirdiği bu yeni oluşum, Anadolu Aleviliğiydi. 

         “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır;  düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu; kadınları okutunuz; dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan; okunacak en büyük kitap insandır.” diyen Hacı Bektaş Veli,  inancı hurafelerden arındıran,  onu akla, mantığa ve sevgi temeline dayandıran, kadın ve erkek eşitliğini savunan ve o dönemde Hatun Ana önderliğinde kurulan Anadolu Bacıları teşkilâtına büyük destek veren bir reformcu; halk kültürüne ve eğitimine önem veren; üretimde ve paylaşımda sosyal adalet ilkesini benimseyen; “insanın alnı açık ve cesur dolaşması için her şeyden önce adaletli olması gerektiğini” savunan bir düşünürdü. 

         Hacı Bektaş Veli’nin, Hoca Ahmed Yesevi Dergâhı’nda eğitim  ve  öğrenimini  tamamladıktan sonra,  Lokman  Perende’den  nasib  ve  emanetlerini  alıp,  o  dönemin  savaş  ve  kargaşa  ortamında, günümüzde  de  barışın  simgesi  olan  güvercin  donuyla  Rum  ülkesine  (Anadolu’ya)  gelişi  oldukça anlamlıdır.  (Velâyetnamede her ne kadar Hacı Bektaş Veli’nin Hoca Ahmed Yesevi’den emanetlerini aldığı ve Hacı Bektaş Veli, onun çağdaşıymış gibi gösterilmekte ise de, aslında ikisinin yaşamı arasında aşağı yukarı bir asırlık fark vardır.
Bu ilişki, sadece manevi anlamda kurulan bir ilişkidir. Bu anlamda Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş Veli’nin manevi mürşididir. (Konuyla ilgili geniş bilgi için Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesine bkz.)

 

        Dünya üzerindeki savaşların altında yatan en önemli sebepler bencillik, hoşgörüsüzlük, kibir, gurur, haset ve fesattır. Hacı Bektaş Velî’nin “İncinsen de incitme.” Hacı Bektaş Velî, “Her ne ararsan kendinde ara.” sözleri onun hoşgörüsünü ortaya koymaktadır. Sözleri ile bütün insanlığı sevgi, barış ve kardeşliğe çağırmış “Düşmanının bile insan olduğunu unutma.” sözü ile de insana verdiği değeri ortaya koymuştur.

 

keramet baştadır taçta değildir.
hararet nardadır sacda değildir.
her ne arar isen kendinde ara
kudüs’te mekke’de hac’da değildir.

 

sakin ol kimsenin gönlünü yıkma,
gerçek erenlerin sözünden çıkma
eğer insan isen ölmezsin korkma,
âşığı kurt yemez, boşta değildir,

 

erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
hak’kın yarattığı herşey yerli yerinde
bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok
noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde

 

sevgi muhabbeti kaynar, yanan ocağımızda
bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
hırslar kinler yok olur, aşkla meydanımızda
arslanlar ceylanlar dosttur kucağımızda

 

dostumuzla beraber, yaralanır kanarız
her nefeste aşk ile yaradanı anarız
erenler meydanina vahdet ile gir de gör
kırk budakli şamdanda, kırkımız bir yanarız.

 

        Hacı Bektaş Velî’nin Türk kültürünün sürekliliğini ve yaşamasını sağlayan uygulamalarının başında, Türkçeye verdiği önem gelmektedir. Bektaşîlik, Türkçeyi ibadet dili olarak kullanmış; Türkçe şiir geleneğini kesintiye uğratmadan sürdürmüştür. Farsça ve Arapçanın hâkim olduğu bir dönemde, Türkçeyi ibadet dili olarak kullanmaları, kültür bilincinin en önemli göstergesidir. Onların bu tutumları, Türkçenin gelişmesini ve kalıcılığını sağlamıştır. Hacı Bektaş Velî ve onun öğrencileri, Türk kültürünün, kültürlerarası mücadelede, sürekli ve güçlü bir şekilde yer almasını sağlayarak Türkçenin, büyük destekçileri arasında yer almışlardır.

 

Hacı Bektaş Veli

*  Okunacak en büyük kitap insandır.
*  Komşu hakkı, Allah hakkıdır. Komşu hakkına dokunulmaz; emanete hıyanet edilmez.
*  İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
*  Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu
*  Akıl aya, ilim yıldıza, marifet güneşe benzer.
*  Yüreğinin ağırlığıncadır kişinin değeri.
*  Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
*  İnsanın olgunluğu, davranışlarının doğruluğundandır.
*  Namahreme bakma, hatır yıkma, başa kakma, dünya için kaygı çekme
*  Edep elbisenizi sırtınızdan ölünceye dek çıkartmayınız.
*  Âlimin sohbeti, cahilin ibadetinden daha faydalıdır.

 

Not: Bu Yazı Gökçeoluk Dergisinin 2. Sayısından alınmıştır.

 

Anasayfa | Fotoğraf Albümü | Gökçeoluk Dergisi | Gençlik Platformu | Projeler | Köyümüzü Tanıyalım | Kültürümüz
İnteraktif Eğitim Sayfaları | Video Albümü | Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Bize Ulaşın

 

 

Bu site içeriğinde yer alan yazı, logo, görüntü, döküman, fotoğraf, resim, işaret veya  sair fikir ürünleri Telif Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmakta olup Gokceoluk.com'un yazılı izni olmadıkça kullanılamaz.  

Gökçeoluk Köyü Sevdalıları - 2010, Her hakkı saklıdır. sürüm 3.0